18 Mart 2026

mersin

.

.



Binanın etrafında dolaşırken, güzel bir güneşin düştüğü bahçe, duvarın arkasında bir sokak ve onun  karşısında bir başka bina yükseliyordu. Bahçede, ışınların yayıldığı çimler sarı-yeşil renklerde parlıyordu. Ancak, mutlu değil gibiydiler; bulundukları yerde olmak istemiyor gibiydiler. Ağaçlar olmadık yerlerden yükseliyor, yükselmek istemeden orada bulunuyor gibiydiler. Ağaçlar, bakanlara yakalanmış ve bunun dışında da bir yaşamları yok gibiydi. Neden orada oldukları konusunda kendilerinin de bir fikri yoktu bence. Ekilmiş bir tohumun zorunlu sonuçlarını taşıyor gibiydiler. Yükseldikleri noktadan çapraz, çeyrek bakışlarını, göz kapaklarını açmak zorunda kaldıkları için sürdürüyor gibiydiler. Sokak, o güneşin gölgesini temsil ediyor gibiydi. Oldukça serinletici görünen sokağın karanlığı, zorunlu bir sigortanın müşteriye yansıdığı kadarıydı. Geçenler ferahlayacak, ferahlatanın konuyla ilgisi kalmayacak bir anlaşma yürürlükteydi. Binalardan, sokaktan ve bahçeden soyutlanmış elektrik tellerinin durumu çok daha hazin görünüyordu. Yaşantıyla hiçbir ilgisi bulunmayan yadırgatıcı çizikler gibiydiler. Gökyüzünün insan gözlerini içine çeken büyüleyici mavisine çizgiler çekmek, utanç verici bir duyguydu. Etraflarında sarılabilecekleri tek yakınlık, gölgenin karanlığı ile kendi karalıklarıydı ki buna uzaklık dense, hiç fark edilmezdi. Binalar, bahçe, sokak ve elektrik telleri birbirleriyle birlikte olmak düşüncesini o zamana kadar akıllarına bile getirmemiş gibiydiler. Güneş ışınları ve gökyüzünün maviliği dışında diğer geriye kalanların geçmişi, kötü kokular ve niyetler üzerine yükselmişti. Bina, çimler ve ağaçlar bir narenciye bahçesinin üzerinde; sokak, gölgesi ve teller bir zorunluluğun üzerinde yükselmişlerdi. Geçmişten gelen bağırtılar, hakaret dolu sözler buradan duyulabiliyordu. Narenciye bahçelerinin hükümet politikalarıyla betonlaşması üzerine yüzlerce küfür, hoşnutsuzlukların toprak sahipleri arasında yarattığı binlerce kin etrafa serpiliyordu. Geçmişte yaşananlardan çok sonra buraya gelmiş herhangi biri ya da burada büyüyen bir çocuk nereye baksa bunları duyabilirdi. Bu evde, bu çevrede birlikte paylaşacağımız herhangi bir şey kalmamış görünüyor gibiydi.


.

.