.
.
.
.
.
Altı yaşımda ben
Kendinden sararmış grenli bir fotoğrafın içinden
Canla bana bakıyor, yanakları sütle dolu
Yaşama bu kadar tutunan duyularıyla
Neşesiyle, bilmek isteyişleriyle
Bu çocuk dünyaya
Duyargalarıyla sarılıyor
Nedenini bilmediği bir güçle
Çocuklar sarılıyorlar bilmedikleri güçleriyle
Arkasında şimdiki bana
Duyular bırakıyor, karmaşık
Bir anda patlayan çiçekleriyle
Bunlar ne kadar?
Ne kadar idare edebilecekler beni?
Çok sayıda? Sonsuz?
Bir duyum
Bir koku patlıyor
Aynı anda yerin kesiştiği
Krokilerinin belirginleştiği
Işık açılarının netleştiği
Kokuların başka kokularla birleştiği
Ve küçük detaylar
Daha büyük patlamalarla birleşiyor
Bu duyuma sığınsam
Ona yanağımı dayasam
Bütün bir hayatımı bu şekilde geçirebilirim
Hiç kıpırdamadan seksen yıl yaşayabilirim orada
Orada, bir duyumun içinde
Sığmıyor dünyaya
Ve zaten öyle yaşıyoruz bu dünyada
Nasır içinde
Bir duyum yıllar önce mühürlenip
Bugün sürprizlerle dolu patlamalara nasıl neden olabiliyor?
Bir duyuma yaslanmak
Karşılık bulamamış aşklara benziyor
İçi ağır bir kıvrılmayla dönüyor insanın
Tersine ve kendine
Sadece bir kuytun
Yeterdi bana
Yüklü bir gökyüzü
Işığı eşit kılıyor
Bahçeye, güle ve dikenine
Hafif bir yağmur
Baloncuklar bırakıyor
Gülün üzerine
Onları yemek istiyorum
Çiçeğin tüm pembeliklerini
İçime aldığım gül
Yüklü gökyüzünü
Gözlerimden dünyaya açıyor
Aynı anda tat, koku ve parıltılar
Aynı anda yaslanışım, dokunuşum ve sokuluşum
Yumuşak ellerim
Dünyaya dokunmak için
Yumuşak yaratılmış
Henüz erkek ya da kadın ya da
Olmadan önce
Oldum mu erkek ya da kadın ya da
Katılaşıyor bedenim dünyaya
Nasırlar içinde kalıyorum duyulara
Ne kadar gelebilecekler daha
Çok sayıda? Sonsuz?
05.10.2023
.
.