8 Şubat 2011 Salı

Aylin Tekiner - Atatürk Heykelleri

.

.

.

    Mustafa Kemal Üniversitesi (Antakya), Tayfur Sökmen Kampüsü'nde yer alan 
üç Atatürk heykelinden biri...



.
Aylin Tekiner
Atatürk Heykelleri
Kült, Estetik, Siyaset
İletişim Yay. 2010 İstanbul

15.
Afşar Timuçin'in de belirttiği gibi estetik araştırma bir nitelikler araştırmasıdır ve burada ortaya koyduğumuz yargılar nitelik yargısıdır. Eagleton'ın değindiği geleneksel estetiğin temel öğeleri olan güzellik, uyum, bütünlük ve görünüm bu değerlendirilmenin sezgisel temelini oluşturmuştur.

16.
Türkçe'de "anmak" fiiline bağlanan "anıt" sözcüğüne, Osmanlıca'da "abide" sözcüğü karşılık gelir. "Abid" sözcüğü, "ebedi" kökünden... anıyı sonsuz kılmayı ima ettiği söylenebilir. Romen diller, ... İngilizce ve Fransızca'da kullanılan "monument, monumento" sözcüğü de Latince'de "hatırlamak" anlamına gelen "monere" kökünden gelir...

18.
Resim, heykel, karikatür, edebiyat veya tiyatro gibi diğer sanatsal dışavurumların iktidar karşıtı yapıtlar üretebildiği görülürken bu karşı duruşun anıtlarda sergilenebilmesi daha güçtür.

(Dipnot:) Hadjinicholao, görsel ideolojiyi, bir resmin, insanların yaşamlarını varoluş koşullarıyla ilintileme biçimlerini dile getirdikleri biçimsel ve izleksel öğelerin özgül bir bileşimi, toplumsal bir sınıfın tümel ideolojisinin tikel bir biçimini oluşturan bir bileşim olarak tanımlar.

20.
Leppert'e göre teamül, herhangi bir işi toplumun onay verdiği belli bir tarzda yaparken izlenen yoldur. (eğilim)

21. Göstergeler, nitel/tek(il)/kural göstergeler, görüntüsel göstergeler (simge/ikon), belirti-simge-sözcebirim (terim) ve önerme-kanıt (çıkarım) olmak üzere üç temelde sınıflandırılırlar. Çalışma alanımızla doğrudan ilişkili olan gösterge biçimi, "varlığına işaret ettiği nesneyle bir benzerlik ilişkisi içerisinde olan" görüntüsel göstergelerdir. İkon, bir benzerlik ilişkisi içerisinde bir gösterilene (anlam) göndermede bulunan görsel bir biçimdir. Dolayısıyla nesnesini doğrudan doğruya canlandırması nedeniyle bu gösterge türü, istem dışı "belirti"nin tersine "nedenli bir göstergedir". İkonun en tipik örneklerinden biri de anıtlardır. ...Atatürk anıtları da ikon sınıfına girer.

22.
Ortaçağda heykel, mimarinin tamamlayıcı öğeliğinden çıkıp yavaş yavaş meydanlara yayılmaya başlarken, 19. yüzyıla gelindiğinde figüratif anıtlar "kamusal alan" için önemli öğeler haline gelmişti.
(Dipnot:) Bunun ilk örneğini, Sicilya Messina'da 1570'de Lepanto Fatihi'nin onuruna yapılmış olan anıtta görmekteyiz. Bu, 300 yıllık bir sürecin başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Bu süreçte anıtlar, monarşik ve aristokratik katı sınırlardan kurtulmaya başlamış, burjuva politik kültürünün ve betiminin korunması söz konusu olmuştur.

25.
Sanatın laikleşmesiyle birlikte otantiklik, kült değerinin yerini almaya başlamıştır. Sanat dinsel işlevinden sıyrılıp özellikle 20. yüzyılın ilk yarısında siyasalın yoğun olarak beslendiği lider kültüne doğru yeni bir savrulma yaşamıştır. Her ne kadar sanatın laikleşmesi, sanat eserinin "kutsal varlık" olarak algılanmasının ve ona tapınmanın önünü kesmiş olsa da "kutsal" kavramı, lider kültünün yoğun yaşandığı 20. yüzyıl ulus-devlet oluşumlarında kendine yeni bir alan inşa etmiştir.

31.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu'nun zengin bir kültür mirasına sahip olmasıa karşın (1890 yılında yapılan kazılar, MÖ 1300'lerin sonunda Anadolu topraklarında bir heykel atölyesinin varlığını ortaya çıkarmıştır), Batılı gelenek bağlamında bir Türk heykel tarihi ancak Tanzimat dönemiyle başlatılabilir. Göçebe yaşam biçimine ait alışkanlıkların devam etmesi ve İslamiyetin tasvir yasağı bu uzun süreli kopuşun temel nedenleridir.
(Dipnot:) Selçuklu'nun, heykelin Anadolu'daki son temsilcisi ve koruyucusu olduğu sonucuna varabiliriz.

34. anıt-heykeller... meydan çeşmeleri, nişan taşları, dikili taş

35. Türkiye'nin heykel plastiğiyle tanışması 19. yüzyılda başlar. 1871 yılı bir dönüm noktası niteliğindedir. (Sultan Abdülaziz Büstü, C.F.Fuller, 1872, mermer, Topkapı Sarayı Müzesi; Sultan Abdülaziz Heykeli, C.F.Fuller, 1872, bronz, Beylerbeyi Sarayı)

45.
Tek parti dönemi 1923-1946
            Erken Cumhuriyet dönemi 1923-1933

46.
Her ne kadar Atatürk ve kurmayları kurmakta oldukları rejimin Osmanlı devletiyle hiçbir ortak özellik taşımadığını ve çürümüş geçmişten tam bir kopuşu ifade ettiğini vurgulasalar da, Osmanlı İmparatorluğu'nun idari ve siyasi yapısının hemen hemen tamamı Cumhuriyet Türkiyesi tarafından devralınmıştı.
(Dipnot:) ... son yıllarda yapılan bir araştırmaya göre, Cumhuriyet Türkiyesi'nin, Osmanlı devletinin ordusunun %93'ünü ve idari yapısının %85'ini tevarus (miras kalma) ettiğini vurgular.

47.
(Dipnot:) 1927'de milletvekili adaylarını belirleme yetkisinin CHF Genel Başkanı'na devredilmesine ilişkin tüzük değişikliğiyle Mustafa Kemal, meclis içi muhalefeti tasfiye edebileceği bir ortam yakalamış; Kazım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay gibi eski yakın arkadaşlarını tamamen siyasi hayatın dışına çıkartmış ve Kazım Karabekir'in ifadesiyle "paşaların hesaplaşması" böylece sona ermiştir.

55.
Cihada katlmış Müslüman anlamına gelen "Gazi" unvanı...

56.
(Dipnot:) Edirne mebusu Mehmet Şeref Aykut 1936'da Kemalizm adlı yapıtında Kemalizmi bir ideoloji olarak tanımlamakla yetinmeyip bütün prensiplerini ekonomik temeller üzerine kuran bir din olarak kabul eder.

57.
(Dipnot:) 19 Şubat 1932'de açılan Halkevleri, "misyoner" bir anlayışın ürünüdür ve kültürel alanın parti ilkeleri doğrultusunda düzenlenmesini üstlenir. ... Rejimin topluma "yedirilmesinde" bir diğer önemli eğitim kurumu Köy Enstitüleridir.

58.
"Mecburduk inkılabımızı oturtmaya ve Atatürk'ü putlaştırmaya" Şevket Süreyya Aydemir, 1975

59.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus-devlet sürecinde kendine model aldığı Batının "estetik formüllerini, elitizmini, evrenselleştirici iddialarını ve araçsal rasyonelliğini" uygulamaya koyma tarzı genel olarak tepeden inmeci bir yaklaşım olarak değerlendirilir.

60.
(Dipnot:) ... özellikle Cumhuriyet döneminin ilk evresinde, kökeni ve nüveleri Osmanlı'ya (II. Meşrutiyet Dönemine) dsayanmayan ciddi ideolojik oluşumlara rastlamak mümkün değildir: korporatizm, milliyetçilik ve popülizm.

61.
(eski düzen ile) Kopuş, en net biçimde modernleşmenin mekânı olarak düşünülen kent üzerinden gerçekleştirilir. Çünkü bilincin kesinkes mekân içinde üretileceğini, bilincin mekândan doğrudan etkileneceğini modernizm bir an dahi unutmaz. Modernizmde mekân, yeni gerçekliğin algılanmasını kolaylaştıran ve ideolojinin görselleştiği bir alana işaret eder; ...

62.
Yaratılmak istenen elit zümrenin ve burjuva kimliğin bu görsel öğelerle kendini varettiği kamusal alan aynı zamanda, bu zümrenin toplumda üst-yapısal düzeyde hegemonyasını kurduğu düzlemdir de.

63.
Kültür politikası kendi ereklerini gerçekleştirmek için sanata başvururken, sanat da kültür politikasına koşut olarak biçimlenir.
(Dipnot:) ... sanat gönüllü olarak inkılabın emrine girmelidir.

64.
Tanzimat döneminde açılan Sanayi-i Nefise-i Şahane'nin heykel eğitiminde temel aldığı akademik anlayış, Cumhuriyet kuşağınca da devam ettirilmiştir.

(Dipnot:) 1924'ün Ağustos ayında düzenlenen konkur sonucu yirmiiki kişi Almanya, Fransa ve Belçika'da öğrenim görme başarısı kazanır. Bu ilk grupta üç ressamla bir heykeltıraş (Sabiha Bengütaş/1925 İtalya) yer alır. ... ikinci kuşak heykelciler ise; Ali Hadi Bara (1927/Paris), Zühtü Müridoğlu (1928/Paris) ve Nusret Suman'dır (1929/ Almanya). ... "Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum. Volkan olup dönmelisiniz." (Atatürk)

65.
(Dipnot:) Nilüfer Öndin, Türk heykeltıraşlarının heykelde akademik (resmî) sanat anlayışına bağlı kalmalarının temelini Batı'daki yeni sanatsal gelişmeleri hazırlayan sosyolojik bağlardan kopuk olmalarına bağlar. Ayrıca devletin resmî görüşünün akademik anlayış doğrultusunda olması da bu tercihte etkilidir.

67.
(Dipnot:) Atatürk, her ne kadar ecdadımızın ve bundan sonra yetişecek evlatlarımızın hatıralarını heykellerde yaşatacağı taahhütünde bulunmuş olsa da sağlığında kendi anıtlarından başka sadece Meçhul Asker Anıtı (1925) ve Menemen Şehit Kubilay Anıtı (1932) yapılacaktır.

68.
Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk figüratif anıtı Krippel'e ait Sarayburnu Atatürk Anıtı'dır.

75.
... tek parti döneminde sivil kıyafetli Atatürk anıtlarının sayısı azınlıktadır.
(Dipnot:) Levent Köker, Kemalizmin eylemde olmasa bile söylem düzeyinde, toplumu topyekûn değiştirme tasavvuruna sahip olduğu için, totaliter bir mahiyet arz ettiği fikrindedir.

76.
Muhafazakar (onun yanında reaksiyoner) tabana hitap eden Terakkiperver Fırka'nın kapatılmasının ardından ikinci "tek adam" anıtının Konya'da yapılmasını bir görsel tahakküm hamlesi olarak nitelemekte beis yoktur.

78.
Birinci Milli Mimarlık anlayışını (Osmanlı canlandırmacılığı) yani geleneksel çizgiyi sergileyen ilk yapılar zamanla (1930'lardan sonra) yerini, simetrik planlamanın olduğu, giriş akslarının, anıtsal ölçekli merdivenlerin ve giriş hollerinin devlet otoritesini hissettirdiği, resmi törenlere elverişli ve Nazi Almanyası'nda da kullanılan Alman-Avusturya ekolüyle inşa edilmiş anıtsal mimari yapılara bırakır.

80.
(Dipnot:) "Kurtuluş Savaşı yıllarında Sakarya Meydan Savaşı esnasında (23 Ağustos- 13 Eylül 1921) savaşın zaferle sonuçlanacağına ve Misak-ı Milli sınırları içinde bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulacağına o kadar inanıyordu ki, Ankara'nın 90 km. ötesinde Sakarya Meydan Savaşı'nın tüm hızı ile devam ettiği, top seslerinin Ankara'ya ulaştığı günlerde, Ankara'da, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin temelini oluşturan bir Eti müzesi kurulması emrini vermesi işgal güçlerine 'biz müzemizi de kurduk bir ulus olarak geliyoruz. Bu toprakların geçmişi de geleceği de bizim' mesajını iletmek istemesi ile açıklanabilir ki ..."

88.
Atatürk'ün, Cumhuriyetin dışa dönük propoganda yayını olan La Turqie Kemaliste'de yer alan...

107.
..."fedakar anne/kadın" imgesinin de ancak Adana Milli Kurtuluş Anıtı'ndan itibaren "münevver anne/kadın" imgesine doğru evrildiği görülür.

110.
Kenan Yontunç ... kendisine bir gece geç vakitten gün ışıyana dek poz veren Atatürk'ün büstünü bire bir çalışma imkanı bulan ilk ve tek Türk heykeltıraşıdır.

118.
Türkiye'de akademik anıt anlayışının ötesine bugün dahi geçilememiş olması, heykeltıraşların yeti ve ufuklarından çok, kamusal alanda sanatın Atatürk anıtlarıyla sınırlı tutulmasıyla ve devlet patronajının bunu devam ettirmedeki ısrarcı tutumuyla ilişkilidir.

128.
(Güvenlik Anıtı) ... dönemin beden terbiyesi politikası ... Heykeltıraş Thorak, Nazi Almanyası'nın militer beden tasarımını anıtta belirgin kılmıştır.

137.
Cumhuriyet'in "peçesiz yeni kadını" koyu renkli kostümler, kısa saç ve makyajsız yüzlerle kamusal alana girmiş ve böylece erkeklerin şerefinin kadınların davranışlarıyla yakından bağlantılı olduğu bir toplumda cinsiyetsizliği adeta bir erdem haline getirerek kamusal varlığını meşrulaştırabilmiştir.

(Dipnot:) Kamusal alanda görece erkeksi ve cinsiyetsizleştirilmiş olan kadından özel alanda beklenen neşeli, alımlı, bilgili ve doğurgan olmasıdır.

149.
1930'ların sonlarında ... fütürist devrimci ruh yerini Alman ve İtalyan milliyetçi mimari eğilimlerin etkilerine ve İslam-öncesi Türk anıtlarından alınan ilhama bırakmıştır ... 1940-50 dönemine damgasını vuran ve "İkinci Ulusal Mimarlık Dönemi" olarak adlandırılan anlayış, katı çizgileriyle öylesine bir milli simgeciliğe ve iktidarı önceleyen bir anıtsallığa ulaşır ki, dönemin kimi mimarınca bu dönem "Taş Devri" olarak anılır.

156.
Bilimci, katı laisist ve rasyonalist Avrupa modernizmine karşı Amerika, pratik-teknisist, aynı zamanda "dine hürmetkar" bir modernleşmeyi temsil ediyordu.

163.
(Dipnot:) Bedi Enüstün ise, Türk milletinin en hakiki simgesinin Türk bayrağı olduğu, daha ulvi bir simge yaratmaya gerek olmadığı, yaranmak ya da ticari kazanç nedeniyle yapılan heykellerin ise ne Atatürk'ün ne de Türk milletinin simgesi olamayacağı fikrindedir (1951).

167.
Resmi ideolojinin "komünizm tehlikesi"ne karşı bir ideolojik tahkimat aracı olarak dinci ideolojiye başvurması da 60'larda yerine oturmuştur. ... Cumhuriyetçi elitler

174.
1954 yılına kadar Akademi'nin heykel bölümünün başında duran Rudolf Belling'in "az gelişmiş ülkeye temel eğitim olarak antik" anlayışı, 1930'lardan itibaren Türk heykel sanatçılarının beslendiği temel biçimsel öğreti olmuştur.

175.
Beton üzerine bronz giydirme tekniği... (Odtü anıtları)

176.
Bu eserin (Odtü - açılan sayfalar) Türk heykelciliğine kattığı bir diğer yenilik de alışılagelmiş kaide-heykel düalizminin kırılması olmuştur.

177.
Türkiye'nin anıt birikimine taze kan getiren bu iki anıtın ardından gerek biçimsel gerek teknik açıdan gerekse anıtsallık açısından yeni açılımların geldiğini söylemek güçtür. Bu anlayışta anıtlar elbette yapılmıştır ve günümüzde de yapılmaktadır ancak bunlar öncellerini ya teknik açıdan yakalayamıyor ya da tekniğin fazla ön plana çıktığı mimari yapılarla anıtsallığı ve samimiyeti gözden kaçırıyorlar.

178.
Atatürkçülük, diğer "sapık" ideolojilerin karşıtı ve alternatifi olarak görülmeye başlansa da bir ideoloji olarak tanımlanmasından kaçınılmış, bunun yerine "dünya görüşü" ya da "düşünce sistemi" kavramları tercih edilmiştir.

181.
Baskı dönemlerinde anıtlar genellikle ezici bir devasalıkla inşa edilir ve devletin gücü bu devasallık üzerinden görselleşir.

188.
Siyasal fikirlerin derinleşmesine 1960-80 döneminde aşırı politizasyon engel olurken, 1980 sonrasında da aşırı depolitizasyon ket vurmuştur.

191.
Cunta yönetimince yeniden tanımlanan Atatürkçülük, aşırı milliyetçi, anti-komünist ve islami göndermeleri de olan muhafazakar bir çizgidedir.
...
Tabi bu ideolojik yönelimin, Erken Cumhuriyet döneminin korporatist anlayışı ve bireyi ulus içinde eritmeye dönük tektipleştirme arzusuyla devamlılığı da görmezden gelinemez.

192.
(Dipnot:) Thompson'un ideolojinin işleyiş modları adı altında sınıflandırdığı 'hikayeleme' bir inşa stratejisi olarak ... belirli bir güncel girişimi, kendisiyle ilişkili olmayan bir geçmişle gerekçelendirme uğraşıdır. Kuruluşlar kendilerini görsel olarak tanımlama ihtiyacı duyduklarında geçmiş ile bugünün anlam ağını bir şekilde kesiştirme yoluna giderler. .. (örnek) Nutuk'ta geçen "Küçük kıvılcımlardan büyük yangınlar çıkar" ifadesi, bir itfaiye binasının ön cephesine yazılmıştır.

193.
... Evren'in konuşmalarına Atatürk'ün dinle ilgili sözlerinden alıntılarla başlaması... bu pragmatist yönelimden ... özellikle Türk-İslam sentezi söylemini benimseyen Aydınlar Ocağı gibi milliyetçi-muhafazakar odaklar, bu zemini, dindar ve itaatkar bir toplum tasarımını yayma imkanı olarak kullanacaklardır.

235.
(Osmanlı ve Selçuklu'ya ait geleneksel motiflerden esinlenerek yapılmış kent mobilyaları, ibrikler, kendi mekan temsillerine uygun figüratif anıtlar, iftar çadırları, şelaleler, vb.) Bu projeler Kahraman'a göre seçkinciliğin karşısına kiçi dikerken, yaklaşık yetmiş yıldır süregelen Batı eksenli Aydınlanma projesine kafa tutmaktadır.
(Dipnot:) Nilüfer Ergin, kamusal alanları dolduran ibriklerin, horozların, Van canavarlarının ve keçilerin toplumun kültür, sanat algısı üzerinde büyük bir yozlaşma yarattığına ve toplumun sanatla ilgili beklentisinin niteliğinin değiştiğine dikkat çeker.

240.
... Ümit Cizre devlet seçkinlerinin 12 Eylül'ün ardından dine karşı müsamahakar tutumları ile 28 Şubat sonrasında siyasal İslam'ı öncelikli iç tehdit saymaları arasındaki farka işaret eder.

242.
Sanatsal üretimi portre heykellerden ibaret sayan ve fabrikasyon üretimin etik yanını tartışma gereği duymayan "devlet heykeltıraşları", piyasayı solumayı özellikle 1990'ların söz ettiğimiz atmosferinde öğrenmiş hatta yeni talep alanlarını gözeterek fazla arz yaratmaya da başlamıştır.

258.
Başkentin 90'ların sonundan itibaren görmeye alıştığı ibrikler, yunuslar ve keçilerini güden çoban örneklerine ilave, devasa bir 'kiç' olarak yerini almıştır (Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Atatürk Rölyefi, Ankara).

262.
Türkiye'de farklı biçim dillerine halen kapalı olan anıt anlayışı, figüratif anıt anlayışında ısrarcı olmuş...
...
devletin dokunulmaz, eleştirilmez bir demirbaşı olarak kabul görmüş...
...
dönemin siyasal-mekansal kodlarını içeren imge-simge düzlemi

272.
(Necati İnci'ye ait Kaş Atatürk anıtındaki Atatürk figürünün çoğaltılarak gönderildiği il ve ilçeler)
Hatay Altınözü, Hatay Cilvegözü, Hatay Denizciler, Hatay Hacılar Reyhanlı, Hatay Kumlu, Hatay Reyhanlı, Hatay Yayladağı Hükümet konağı önü, ...

298. (Nuriye Akman'ın Necati İnci'yle yaptığı röportaj metni)
Kırkağaç, Keşan, Adana Seyhan Barajı Atatürk heykelleri onun (Mehmet İnci'nin) blok mermerden yaptığı heykellerdir.

302.
Ben dahil Türkiye'de heykeltıraş olmadığını iddia ediyorum. Atölyeler çok yetersiz. Eğer talebeler Marmara Üniversitesi'nin Heykel ve Seramik bölümüne gidip orada vakit harcayacağına Anadolu Hisarı'ndaki çamurcu Hasan Usta'ya gitseler daha iyi çalışırlar.

303.
General Karakoyunlu bana, "Sen Mehmet İnci'nin oğlusun değil mi? Sizin için değil bu izin belgeleri, yeni çıkan müesseseler için" dedi ve hemen izin belgesini imzaladı.

305. (Ek 14 - 16 Ekim 2007 tarihinde araştırmacının Necati İnci ile yaptığı görüşme metni)
Bu komisyonlar, belediye başkanı, kaymakam, banka müdürü ya da eşraftan oluşur. ... Türkiye'nin her yerinde o yerin komutanı da, anıt komisyonlarının kurulmasında öncü olmuştur.



.

.

.