27 Kasım 2014 Perşembe

Alain Badiou - Deleuzecü Siyaset Diye Bir Şey Var mıdır?

.
.
.
.

Deleuzecü siyaset diye bir şey var mıdır? 2009
Alain Badiou
(Çev. Burcu Yalım, Emre Koyuncu). Norgunk Yay. 2013 İstanbul


5
(Deleuze) siyaseti asla başlı başına, kendisi için düşünülmesi gereken bir şey, spesifik bir düşünce olarak (yalıtmamıştır).


7
Siyaset adı altında iki tür şey buluruz. Öncelikle, evrensel tarihte üç basamak ortaya koyan bir tarih kuramı veya felsefesi. Önce "hükümranlık toplumları", daha sonra, Fransız Devrimi sonrasında "disiplin toplumları" ve nihayet günümüzde "denetim toplumları". (İkinci husus) Deleuze'ün felsefesinde, Nietzsche'de olduğu gibi, şiddetli bir anti-tarihselcilik vardır. Buradaki kritik ayrım "tarih" ile "oluş" arasından geçer. ... "Oluş tarihin parçası değildir [...]; akışta söz konusu olan yeni bir şeyler yaratılmasıdır." ... Mayıs 68 saf haldeki oluşun kendini ortaya koyması, ani ortaya çıkışıydı. O halde saf haldeki oluş tarihin bir parçasını teşkil etmez. ... Siyaset, Mayıs 68 gibi dönemler haricinde, tarihin parçası değildir, çünkü siyaset yeni bir şeyin yaratımı demektir.
(oluş tarihten daha önemlidir)

8
Denetim toplumu yalnızca oluş yasağının denetlenmesidir. Böylelikle, siyaset -gerçek siyaset- arzu ve oluşun özgürleşmesidir. Bununla beraber, yaratımın kendisi siyaset değildir. Yaratım sanattır (algılam yaratımı), bilimdir (fonksiyon yaratımı), felsefedir (kavram yaratımı).

9
Siyaset sanat, bilim veya felsefe için bir maksim olmadığında, kapitalizm analizinden başka bir şey olmaz. ... siyasetin iki tanımı vardır: Birincisi "yeni bir şeyin yaratımı" dır; yeni bir şey yaratmak insan davranışının küresel deneyimidir. İkincisi ise, "siyaset yeni kapitalizm biçimlerinin analizidir". Kapitalizm analizi bir nevi tarih kuramıdır; saf bir ortaya çıkış, yeni bir şeyin saf yaratımı değil.

10
Şimdi öyleyse: Ya siyaset her yerdedir ve o zaman, Mayıs 68'de Fransa'da olduğu gibi, baştanbaşa bütün insan deneyiminin siyasetin parçasını teşkil ettiğini ve cinselliğin içinde siyaset, sanatın ve günlük yaşamın içinde siyaset olduğunu söyleyeceğiz; ya da siyaset spesifiktir, ve tarihin ve tarihin yeni biçimlerinin felsefi analizi olup, bundan başkaca bir şey değildir diyeceğiz.

"Dünyada en eksik olan şey dünyaya olan inançtır. Dünyayı neredeyse kaybettik. Dünya bizden alındı. Dünyaya İnanıyorsanız, olayları denetimden kaçan bir biçim altında yağdırırsınız". Buna göre, dünyaya inanmanın, olayları yağdırmanın, denetimden kaçmanın Deleuze'ün etik maksimleri olduğu açıktır.

11
.. Deleuze'de başkaldırının, olumlamanın ve öznelliğin yeni bir düğümü vardır. Denetim toplumuna başkaldırı, yani iletişime karşı başkaldırı.

13
Oluş kendini tarihten koparır. Oluş tam olarak zamanın içerisinde değildir, sonsuzluğun bir fragmanıdır.

maksim: Kant'ın ahlaki bir eylemin gerisinde yatan niyet ve motiflere verdiği ilkeler.bu ilkeler insanın görev duygusunun ürünü olan ilkelerdir.






.
.
.
.