31 Mayıs 2016 Salı

Afşar Timuçin - Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi

.
.


.
.

Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi

Afşar Timuçin

De Yayınevi, 1986 Ankara

Bacon ve Hobbes


XVII. Yüzyıl Felsefesine Giriş: Uscu ve Mekanikçi Yönelimler

XVII. Yüzyılın Genel Görünümü
117
[Avrupa], [savaş, sanayi ve ticaret, sömürgecilik], [doğaya ve insana tutkuyla yönelim]

Siyasal bütünleşme çabası
118
[mutlakyönetim, düşünce özgürlüğü koşullarından yoksunluk]

Toplumsal birlik ve düzen fikri /matematiğe yöneliş
120
[canlıcılıktan mekanikçi kavrayışa…] O dönemin başta Galileo Galilei, Descartes, Hobbes, Gassendi olmak üzere tüm filozofları mekanikçiydiler.

“Felsefe, gözlerimizin önünde sürekli açık duran o koca kitapta (evrende demek istiyorum) yazılıdır, önce bu dili anlamayı öğrenmeden, yazıldığı harfleri tanımayı öğrenmeden anlayamayız onu. Matematiğin diliyle yazılmıştır o. Harfleri de üçgenler, daireler ve öbür geometrik biçimlerdir. Bunlarsız tek sözü anlama olanağımız yoktur.”     Galileo Galilei

121
[Gassendi]
… XVII. Yüzyılda atomculuğun en büyük savunucusu Gassendi’dir.

[Aristoteles felsefesi ile Aristotelesçilik arasındaki ayrım]

123
Algı nesnel dünyanın öznelde yarattığı imgedir. … algı doğru ya da yanlış da değildir, o bizim doğru ve yanlış yargılarımızın kaynağıdır.

124
Organik olmayan maddeden organik olana, canlı maddeden bilinçli maddeye doğru da bir geçiş söz konusudur. Böylece ruh dediğimiz şey Gassendi’de son derece incelmiş maddesel bir tözdür.

[Francis Bacon] [1561 - 1626]
128
Bacon, felsefe uğraşısıyla siyaset mesleğini bağdaştırmaya çalışırken felsefede eksikli kalmış, siyasette de güçlüklere uğramış bir soyludur.

130
[Bacon’a göre] Yunan felsefesinde ahlak sorunları, Roma düşüncesinde hukukun üstünlüğü, Ortaçağ hıristiyan anlayışlarında Tanrı temellendirmesi başlıca yeri almış, doğayla ilgili konulara pek yer verilmemiştir. Üstelik bütün bu devinimler insan usunun üstünlüğünü abartarak deneyi neredeyse araştırmanın dışına çıkarmışlardır.

Bacon’a göre kesinliklere ancak kuşkudan yola çıkıldığı zaman varılabilir. Buna karşılık kesinliklerden yola çıktığımız zaman kuşkulu durumlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olur. … Bacon için, kuşkunun getireceği sallantılı durumun sıkıntısına belli bir süre katlanmayı becerebilmek önemlidir, gerçek anlamda kesinliği bulana kadar.

131
Bacon, insan zihniyle doğa arasına kesin bir ayrım koyar.

novum organum

132
[doğa tarihiyle uygarlık tarihini birbirinden ayırmak gerekir.], [diğerleri: felsefe ve imgelem bilimi (şiir)].

133
Bilimin amacı doğayı öğrenerek ya da Bacon’ın deyişiyle doğaya başeğerek doğayı değiştirmek olmalıdır.

134
İnsan doğayı incelemeye yönelmeden önce sanılarını ya da önyargılarını yani idola’sını zihninden atmayı bilmelidir. … [Bacon,] insan doğasının yol açtığı yani insanlık için ortak olan yanılgıları idola tribus (soy idolleri) olarak adlandırır.

[idola specus] (mağara idolleri) Kişilik yapımız, eğitimimiz, bulunduğumuz ortam, sahip olduğumuz ayrıştırma ve benzetme anlayışı bu yanılgıları kolaylaştırır. … Gündelik konuşmadan, daha çok onun bozulmuş biçimlerinden gelen yanılgıları da idola fori (çarşı idolleri) diye belirler. Bu yanılgılar sözün düşünceyi etkilemesinden doğarlar yani dilden kaynaklanırlar (Skolastik düşünce). … Bir de felsefeden ya da felsefe dizgelerinden gelen yanılgılar vardır; filozof bunları da idola theatri (tiyatro idolleri) diye belirler (Sofistler). [Yazılı deney önemlidir, belleğimiz bizi her zaman yanıltabilir], [elden geldiğince çok deney yapılmalıdır]

Böylece doğaya yönelişimizle bir olgular yığını karşısında kalmış oluruz. Bu olgular arasından doğa yasalarını süzüp çıkarabilmek için üç tablo yasası’nı kullanmamız gerekir. Birinci tablo olanlar tablosu’dur, burada bir olayın gerçekleşmesi sırasında ortaya çıkan durumlar gözlemlenir ve saptanır. İkinci tabloda, olmayanlar tablosu’nda olayın olmadığı zamanlarda ortaya çıkan benzer olaylar gözlemlenir. Üçüncü tablo olan dereceler tablosu’nda da olay değiştikçe ortaya çıkan benzer olaylar belirlenir. Bütün bu çalışmalar tek tek olaylardan genel bir sonuç çıkarmaya dayanan tümevarım yöntemiyle gerçekleşir.

Tümevarım bize olayların özünü ya da Bacon’ın deyişiyle biçimini kavratacaktır. … “Biçim burada derin bir tözsel gerçekliği, soyut bir kavramla sezilebilir olan ve göstermeci tasımın tanımından çıkarabileceği özelliklerin zorunlu kaynağı olan bir gerçekliği belirlemez. Biçim, Bacon’a göre, şey’in kendisidir, ipsissimares’dir, gerçek şey’dir … bu gerçek biçim tümevarımların kalıntısı gibidir, birçok arındırma işleminden sonra karninin dibinde kalan kimyasal bir tortuyu andırır” (Thonnard).

136
“Şeylerin biçimi olan bu kalıntı olgu Bacon^da maddenin belli bir düzenlenişiyle özdeşleştirilmiştir, Bacon bunu latens schematismus (örtülü şemacılık) diye adlandırır. Bu şey ortaya çıkarıldığı zaman gerçek özgül ayrımların belirlenmesiyle, tanıtlamalı olmayan ama özsel olan gerçek tanımlama yapılabilecektir; böylece şeylerin kurucu yasasına sahip olunabilecektir…  … Aristoteles’in Tanrı’yı adlandırdığı biçimde doğayı bütünü içinde ‘arı edim’ diye adlandıran Bacon, biçim’i lex actus puri (arı edimin yasası) olarak adlandırır. Ancak, doğanın gizlerini söküp çıkarmak zordur; doğa gözlerimizin önünde sayısız düzenini gerçekleştirir, ama bunu gerçekliği bir ölçüde bizden gizleyen processus latens’le (örtülü süreçler) yapar. Bu süreçler etkin nedenler’dir, bu etkin nedenler geçici olarak yetinmemiz gereken ve özel fiziğin konusu olan şeylerdir” (Thonnard).

137
Olumculuğa yönelik olan ama henüz tam anlamında olumcu nitelikler taşımayan  Bacon, … olumculuğun temel ilkesi olan ve elbette çok daha sonra ortaya konulacak olan göreli bilginin dışında bilgi yoktur ilkesiyle tersleşerek mutlak bilginin peşine düşer…

139
“… Novum scientiarum organon… Yeni felsefe bu iskeletin üzerine kuruldu” (Voltaire).


[Thomas Hobbes] [1588 - 1679] … İngilizlerin gerek düşüncede gerek eylemde siyasete en çok merak salmış filozofudur. … gelişmekte olan özgürlükçü devinimlere karşı çıkarak mutlakyönetimi savunmuş, bu yolda başı derde girince yani krala karşı olanların öfkesi karşısında tutunamaz olunca … [Paris’e gitmiştir].

140
Hobbes, Bacon deneyciliğiyle Descartes’ın matematiğe dayalı yöntem anlayışını bağdaştırmaya çalışırken olumculuğun temellerini atmıştır. … Hobbes her şeyden önce bir doğa filozofudur, bir devinim filozofudur.

141
O, dış dünyanın insan bedeni üzerindeki etkisini incelerken ses, koku, tad gibi duyulur niteliklerin eşyanın niteliği olmadığını, öznenin dış etkiyi almasıyla öznede ortaya çıkan bir oluşum olduğunu bildirir. … O, [dış dünyanın yasalarını değil], daha çok dış dünyanın algı üzerinde ve zihin üzerinde ne gibi etkilerde bulunduğunu araştırır.

142
Tanrı'nın varlığı Hobbes'da nedensellik ilkesine göre kanıtlanır: her nedenin bir nedeni, o nedenin de bir nedeni vardır; böylece nedenler zincirinde gide gide kendi dışında bir nedeni bulunmayan Tanrı'ya ulaşırız.

143
… Hobbes her usavurmayı bir hesaplama olarak, bir toplama ve çıkarma olarak değerlendirir. Matematikte sayılar, usavurmada adlar geçerlidir. Bu adlar cisimleri bazı özellikleriyle belirlemektedirler. Bir yargıda bulunmak ya da bir başka deyişle bir önerme ortaya koymak bir toplama yapmaktır, iki adı toplamaktır. Bir tasım* ortaya koymak da iki önermeyi toplamaktır. Gösterme de birçok tasımı toplamaktır. … her felsefe çalışması ya da her bilim çalışması önermeler, tasımlar, göstermeler çerçevesinde toplama ve çıkarmalar yapmaktan başka bir şey değildir.

* [tasım  gerçekliği mutlak öngörülen iki varsayımdan yola çıkarak yeni bir gerçeklik elde etme fiili. özellikle teorik fizik ve matematik teorilerinde atıp tutmayı meşrulaştıran bilimsel bir kavramdır; iki (veya daha fazla) öncül ve bir sonuçtan oluşan önermeler bütünü....; aristoteles, tasımı, kendisinden hareket edilen öncüllerin bilgisel değerine göre dörde ayırır: 1- tanıtlayıcı tasım: dayandığı öncüller hem ilk, hem de doğrudur. 2- diyalektik tasım: itibar edilir kaynaklara dayanan öncüller ve bu öncüllerden yapılan çıkarım. 3- tartışmacı tasım: dayandığı öncüller, kanı* olmadığı halde, kanıymış gibi görünen tasımdır. 4- yanıltıcı tasım: dayandığı öncüller ne doğru, ne ilk ne de kanıdır. ilk iki tür tasım, doğru, diğer ikisi yanlış akıl yürütme araçları olarak kabul edilir. ekşi]

Hobbes, felsefede ya da bilimde adlardan göstermelere kadar uzanan basamaklı bir yol izlerken tüm bilimselliği ya da düşünselliği adlar üzerine temellendirmeye çalışır.

144
Özel adlar tek bir şeyi belirler: "Ankara"… Genel adlarsa bir bireyler topluluğunu ortaya koyarlar. "Tava" dediğim zaman bir tavalar topluluğunu düşünürüm. … Hobes, tam tamına Aristotelesci bir tutum içinde, tek bir şeye uyan iki adla bir doğru önermenin, tek bir şeye uymayan iki adla bir yanlış önermenin kurulduğunu bildirir. … bilimsel çalışmada iki ayrı yöntem belirler: bileştirme ve ayrıştırma yöntemi. Ayrıştırmada deneyden yola çıkarak kavramlar ve tanımlar belirlenir. Tümdengelim yöntemi de diyebileceğimiz bileştirmede fikirlerden gerçekliklere doğru ilerlenir. …

Cisimler arasında sürekli bir etkileşim söz konusudur… bir cismin nitelikleri bir başka cisimde değişiklikler oluşturur. Bir cisimde bir cismi etkileyen nitelikler toplamını biz neden diye adlandırırız. … Her şey evrende gereklere göre düzenlenmiştir. Özgürlük ya da rastlantı diye bir şey yoktur. Bizim bunları var sayışımız nedenlerden haberli olmamamızdan gelir.

145
Her şey cisimsel olduğuna göre ruhumuz da cisimsel olmalıdır [ince yapılı bir şey olması gerekir]. Ruhumuzun iki tür edimi vardır [biri bilgiyle, diğeri eylemle ilgilidir]. Bilgi edimi dış nedenlerin duyu organlarımız üzerinde yaptığı etkiyle başlar. Be etki duyulur nitelikler olarak beyne taşınır ve beyinde izler olarak yerleşir. Beyin bu izleri sonradan imgelere dönüştürür. İmgeler bir araya gelerek bir bütün oluştururlar.

[Bilgi edinmede edilgin olan ruh] dış dünya karşısında etkinliğini eylemle gerçekleştirir. Eylem bizi toplumsal yaşama bağlar. [toplumsallaşmadan önce bu eylemler tutkularla gerçekleşiyordu]. Doğal durumdan toplumsal duruma geçmiş olan insanın eylemleri ahlâki ve siyasal boyutlar kazanmıştır. Hobbes'da siyasal yaşam her şeyden önce ahlâki bir değer taşır, buna göre ahlâk alanını siyasi alandan ayırmak olası değildir.

146
Doğal durumda olsun toplumsal durumda olsun, yaşam temelde insanın bencil eğilimleriyle koşullanmıştır. Gerçekte insan yaşamında özgecilik* diye bir şey yoktur.

* [bir kimsenin başkalarının çıkarları adına kendi çıkarlarından vermesi. bencillik'in karşıtıdır, ekşi]

Dünyada herkesin birbirinin gözünü oyması da açıkça gösterir bunu. Bencillik gerçekte iyidir …insana dünyadan yararlanma eğilimi kazandırır. … Bencillik insanı yararlıya yöneltirken, yararlıya yöneliş de hukukun temelini oluşturacaktır.

… bencilliklerin düşünsel güç ve fizik güç açısından eşit durumda bulunan bireylerce ortaya konuluyor olması insan yaşamını büyük açmazlardan koruyacaktır.

147
Mutlakyönetim [Mutlak monarşi] inancı Hobbes'da siyaset felsefesinin temelini kurar. … hükümdara sonsuz haklar tanıyan mutlakyönetim… [Hükümdar] yasaları yapacak, yasalara uymayacaktır.


[Toplum bir toplumsal anlaşma çerçevesinde düzenlenmelidir. Çünkü insan doğal olarak toplumsallığa uyarlı bir varlık değildir.], [Doğal durumda herkes kendini korumak isterken hiç kimse korunamayacaktır. İç savaşlar bunu kanıtlar]


.
.
.
.